Lokman Suresi

Mustafa Cemil Kılıç Meali

Esirgeyen, Bağışlayan Allah'ın adıyla...

  1. Elif, Lam, Mim.
  2. İşte bunlar erdemli bilginin kaynağı olan kitabın sözleridir.
  3. O, iyi iş yapanlar için bir yol gösterici ve bir bağıştır.
  4. Onlar ki, içtenlikle yakarışta bulunurlar, yoksulun hakkı olanı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
  5. İşte onlar, rableri tarafından gösterilmiş bir doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
  6. İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, Allah'ın yolundan saptırmak için sözün boş olanını satın alırlar ve onu bir eğlence konusu edinirler. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
  7. Sözlerimiz ona okunduğunda, sanki işitmemiş ve sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüz çevirir. Sen de ona acı bir azabın müjdesini ver.
  8. İnanan ve güzel işler yapanlar için ise, nimetlerle dolu cennetler vardır.
  9. Onlar orada sürekli kalırlar. Tanrının sözü gerçektir. O, güçlü olandır, erdemli bilginin kaynağıdır.
  10. O, gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz olarak yarattı; sizi sarsmasın diye de yere sağlam dağlar dikti ve orada her türlü canlıyı yaydı. Biz gökten de bir su indirdik ve orada her yararlı bitkiden çift çift bitirdik.
  11. Bu, Tanrının yaratmasıdır. Şu halde, onun dışında olanların yarattıklarını bana gösterin. Hayır, haksızlık edenler, açıkça bir sapkınlık içindedirler.
  12. Andolsun, biz Lokmana; "Tanrıya şükret," diyerek erdemli bilgi verdik. Kim şükrederse, artık o kendi yararına şükreder. Kim inkar ederse, doğrusu Tanrı, varsıldır ve övgüye değerdir.
  13. Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti; "Yavrum, Allah'a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür."
  14. Biz, insana, anne babasına iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yılda olmuştur. Öyleyse bana ve ana babana şükret. Dönüş ancak banadır.
  15. Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara boyun eğme, onlarla dünyada hoşça geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yapıp ettiklerinizi bildireceğim.
  16. Lokman yine şöyle demişti; "Yavrum, kuşkusuz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir."
  17. "Yavrum, içtenlikle yakarışta bulun. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen sıkıntılara karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar azmedilmeye değer işlerdendir."
  18. "Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme, yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Tanrı, kendini beğenmiş ve övüngen kimselerin hiçbirini sevmez."
  19. "Yürüyüşünde doğal ol... Sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır."
  20. Tanrının göklerde ve yerdekileri hizmetinize sunduğunu görmüyor musunuz? O size açık ve gizli sunumlarını bolca vermiştir. Ama insanlardan bazı kimseler bir bilgiye dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Tanrı hakkında tartışıp dururlar.
  21. Onlara; "Tanrının indirdiğine uyun!" dendiğinde, onlar; "Biz, atalarımızdan ne gördüysek ona uyarız," dediler. Peki, ya Şeytan onları bir alevli ateşin azabına çağırıyorsa?
  22. İyi işler yaparak kendini Allah'a teslim eden kişi, en sağlam kulpa yapışmıştır. Çünkü bütün işlerin sonu Tanrıya varır.
  23. înkar edenlerin inkarları seni üzmesin. Onların dönüşü yalnızca bizedir ve biz yapmış olduklarını onlara bildireceğiz. Allah kalplerde olanı çok iyi bilendir.
  24. Biz onları biraz nasiplendirir, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.
  25. Onlara; "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Allah!" derler. Sen de, "Öyleyse övgü ancak Allah'a özgüdür!" de. Fakat onların çoğu bilmezler.
  26. Göklerde ve yerde ne varsa Tanrınındır. Tanrı, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye değer olandır.
  27. Eğer yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem ve denizler de mürekkep olsa, arkasından bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah'ın sözleri yazmakla tükenmez. Kuşkusuz Tanrı, güçlüdür, erdemli bilginin kaynağıdır.
  28. Sizin yaratılmanız da, yeniden diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. Gerçek şu ki, Allah her şeyi işiten, her şeyi görendir.
  29. Görmüyor musun ki, gerçekten Tanrı, geceyi gündüze bağlayıp katmakta, gündüzü de geceye bağlayıp katmaktadır. Güneş ile Ay'ı buyruğuna boyun eğdirmiştir. Her biri, belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. Doğrusu Tanrı yaptıklarınızdan tümüyle haberlidir.
  30. Bu, böyledir. Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir. Ortak koşanların ondan başka yalvardıkları ilahlar ise geçersizdir. Gerçekten Tanrı çok yücedir, çok büyüktür.
  31. Size, varlığının kanıtlarından bir bölümünü göstermek için, Allah'ın nimetiyle gemilerin denizde akıp gittiğini görmüyor musun? İşte bunda, tüm gereğince sabredenler ve gereğince şükredenler için ibretler vardır.
  32. Onları dağ gibi dalgalar sardığı zaman, dini tümüyle Allah'a özgü kılarak ona dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, içlerinden yalnızca bazısı orta yolu tutar. Zaten bizim kanıtlarımızı çıyanlık eden ve iyilik bilmez olanlardan başkası bile bile inkar etmez.
  33. Ey insanlar, rabbinize karşı gelmekten sakının ve öyle bir günden korkun ki, o gün, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle yarar sağlayacak değildir. Kuşkusuz Allah'ın sözü gerçektir. O halde dünya yaşamı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı Şeytan sizi Allah'ın bağışlamasına güvendirerek kandırmasın.
  34. Dünyanın sonunun vakti hakkındaki bilgi Tanrı katındadır. Yağmuru o yağdırır. Rahimlerde olanı o bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah ise her şeyi gereğince bilir, her şeyden gereğince haberlidir.